17 Ekim 2008 Cuma

pippuripihvi sitek, yemek, tabak, kırmızı et

 
Posted by Picasa

Hatırlarsınız bu porsuyondan bahs etmiştim,Tarzanca yaptığımı idda edenlere bu tabağı dolduran nimeti,En kısa zamanda iskenderden'de daha popiler edeceğime kararlıyım,Aslında yeterince popiler olduğu ve dünyaca meşur bir yemek tabağıdır,yanlız her aşcı gendisine göre bir tad,süs,renk verir, aşcının o anki ilhamı, ve calıştığı mekanın listesindeki önemine dikkat etmesi, o mekanın mutlak muşterisine sunduğu şekline göre hazırlaması, nasılki her şarkıcı bir şarkıyı kendşne göre yorumluyorsa, her aşcıda kendine göre bu yemek tabağını hazırlar,
Biz CAPRİ'DE ise bu porsiyona, biberli stek'e cok farklı bir şekil vermişiz, Bu stil yanına birer şarap bardağı, ve iki tanı mum yakılacak romantık bir an gecirmek icin hazırlanmamış,Cebinde parası cok olanın hava olsun diye istenecek bir yemek te değil,Tok bir arkadaşını muhabet etmek icin de istenecek bir tabak değil,
Bu yemek porsuyonu, En az 8 saat calışan ağır işler yapaa yemek molasında hemencecik kendini iyi doyuracak kimetli bir porsuyondur,
kendisine yemek parasını ayırmış, bir sefer iyi doymak suretiyle on-onbeş auro verecek kişilere hazırlanmiş bir yemek porsuyonudur,
Yine aynı calışan Rejberlerin aynı saatlerde cabucak yiyeceğini bildiği yerleri hazırladığı bir yamek porsuyonudur,
Bu yemeğe doyamadığı zaman o gün ac kalacak,
Ne zamanı, Nede parası yetmeyeceklerin yemeğidir, buna doyamadığı zaman kalkıp gittiğinde binpişman olacakların yemeğidir,cünki zamanını ve parasını ona göre hazırlmış,bütcesi bu gün, bu yemeğe, yetmiş ve yarın'da muhtemelen bu porsuyonu arayacak kişiler icin yapılır,
Bunu ağır icki satan resteurantlarda farklı bicimler, tadlar, süsler, verilir bazı aşcıların müşteri isteği üzerine az pişmiş olarak icinden kirmizi kanın akması talep ediliyor,Ve eğer yemek masaya geldikten sonra yiyecek olan kişi ortasından ikiye böler kırmızı kanı görmez ise bu güzelim porsuyon aşcıya geri gönderilir,ve yenisi yaptırılır,
Bunun yanına birasını, yada şarabını, daha önceden hazırlamış az pişmiş biberstek i bekler,

18 Eylül 2008 Perşembe

Burdur 106. dönem 06.04.2007 bedelli askerlik



Burdur 106. dönem 06.04.2007
58. P.EğT. Alayı
1. Tabur - 3.Bölük - 3.Takım 3528.Manga
Alayın kapısından iceri girdik Rojhat bir adım önümde idi, Kapıdan beraber girenler aynı kovuşa yazılıyormuş, diye bize önceden söylenmişti,
Valizlerimiz yavaş yavaş yerde sürünerek ilerliyor,
Bizi Alanyadan getiren Serkan Can, yolun kenarında bize el sallayıp gidecek birazdan,gitmesi için bizimde gözlerden kayıp olmamız lazım, Askerini teslim etmeye gelenler aynı şekil el sallayıp gidenlerde var,
Serkan gibi askerin gözlerden kayıp olmasını bekleyenlerde güvenlik duvarına yaslanmış seyr ediyorlar,
Bizler sırada beklerken her tarafa kafalarımızı çevirip bakabiliyoruz,heyecan içindeyiz merak içindeyiz,
Bizde sıramızı bekiloruz,o sırada söylentiler var.
burada yer yok gelen askerlerın coğunu antalyaya gönderecekler,
meyer ıspartadan da eğitim görmek icin asker gelmiş Burdura,birde bedelli askarlik icin bu sene her senekinden daha fazla katılım olmuş,
vızıltılar var kimi dıyor antalyaya gitsek iyi olur orası daha iyi, birileri diyor Antalyaya gitsek yaşadık,kimileride mantıklı olarak diyorlarki,eyer Antalyaya gitsek oradaki askerler bizi perişan edecekler,çünkü Burdur antalyaya nezeren daha tecrubeli bedelli askerler icin,
Alayın icndende bu sesler geliyordu, bütün manga birden söylüyordu uzağımızdan geciyorlardı,manga bu şarkıyı söylerken herkesin gözü önünde yarin resmi gecerdi,birde bedellilere hava olsun diye seslerini son derece yükseltirlerdi,
**
kışlanın önünde büllbüller öter
üzülme sevdiğim bu günler biter
bilmeden kalbini kırdıysam eğer
hakkını helal et askerim yarim
yüzünü görmeden ölürsem eğer
hakkını helal et askerim yarim
çiçeği burnunda 20 yaşında
vatanı bekliyor nöbet başında
adımı görürsen mezar taşında
hakkıknı helal et askerim yarim
yollara düşüpte ağlama yarim
**

aman allahım bundan sonra bol bol şarkı söyleyeciğiz anlaşılan,
Ama coğu her şeye ramen Antalya da askerliğini yapmak istiyordu,Tabi bunları saadece dinliyoruz kapı girişindeyiz,içeriye gelenlarden kapdaki sorumlu herkesten soruyor
pasaportunuz? oturma izniniz? hangi ülkeden? gibi sorular rütbesini hatırlaya mıyorum ama Ramis Atac'a göre albay idi,
Benden sonra giren asker sırtında kücük bir canta,
Göğüsü kabarmış havalı, f16 ucak pilotları andıran Azim Heybetli biri,
-Oturma izni?
Diye bir soru duydum,
Arkama döndüm baktım Ramis pasaportunu vermiş Albay'a,
Albay inceliyor kıçık bir bakış ile Ramise baktı cevabını beklemeden yine sordu
-Oturma izni?
RAMİS
-Albaya bakarak albayın gözüne değil kafasının tepesine bakiyordu,
BEN DENİZCİYİM! dedi
Oturma izni?
Diye ücüncü defa dordu.
RAMİS ben denizciyim kardeşim!
Deyince Albay şaşırmış caresiz aptal aptal verdi pasaportunu eline,etrafına baktı ceplerini yokladı sigara paketini aradı, sigarayı cıkardı cakmağı bulamıyor, bir sinirle ceplerini yokluyordu gören sılahı cıkaracak zanedecek,
Ramis cekti pasaportunu albayın elinden sıraya doğru yavaş ilerledi,sıradakileri ezecek gibi göğsü önünde ilerliyordu,
ama Ramis de bizim gibi yavaşladı, bizleri bölükler,taburlara ayıracak Ikinci sırayı beklediğimiz yere geldi, bekledi.
Ramis arada bir dönüp bakıyordu arkasına belki Albay gelirde, bir daha sorar oturma iznimi,
şimdi Önümüzdeki yirmi bir günün on gününü hasta gecireceğimiz askerliğimiz başlayacak birazdan,
Denizci Ramis ile aynı kovuşa gireceğiz aynı günlerde hastalanacağız ve Ramisin ben denizciyin Albaya bağırışını kovuştaki arkadaşlara hatırlatacağım,
Rojhat bana sinirlenmiş, Ali kuzuya bağırıyor!
Ali arkadaşımız bizden bir sene önce askerliğini yapmış,
Rojha'ta özel arabası ile gitmesi icin gaza getirmiş,herkes kendi arabaları ile gelmişti arabalarda son model,Alayın araba parkı yabancı plaka dolu.birbirinden güzel arabalar, kesilikle arabanla gitmen doğru olur diye Ali Rojhatı inandırmış ,
Rojhat etrafta yabancıplakalı arabaları arıyor,Ararkende Ali ye daha fazla kızıyor çünkü etrafta gercektende yabancı plakalı araba yok,birde arabayı üzün süre park edecek kapalı alanda yok,arabayla gelmiş olsa arabayı mecbur dışarıda yol kenarında park edecekö şansa brakacak yani,
Buna ramen bana ters bakıyor, arabayla gelmemesine sebep olduğum icin,Rojhat volvo ile gelmek tüm hazırlıklarını yapmıştı, ekstradan bakım yaptırmıştı,uzun yola cıkmak icin yeni lastik almıştı,arabanın dış görünüşünü son derece süslemiş,hani derler'ya havası binbeşyüz,bü güzelik salonundan gecirilmiş arabayı kardeşi Serhata bırakmış ve ucakla askere gelmiş,

12 Ağustos 2008 Salı

RECEP ve CAPRİ

 

Capri tamiratı bitti.
Tam bir hafta sonra bu gördüğnüz Recep arkadaş bir gün baktım sıcak bir selamla iceri girdi.Öyle sevinçli bir şekilde şaşırdım ve kucaklaitım hemen ne kadar sevindiğim Recebe söyledim. kac günde bir sizin gibi bir arkadaş ziyaretime gelir inanın bir aylık moral ve enerji depolarım.
bu sözü onları gördüğümde ferahlandığım 3 arkadaşa söyledim gercektende öyle.
işin yorgunluğu ve başka sıkıntılar iş gününü arada bir uzatıyor. bu tür farklı sürprizler derin nefes almaya yarıyor.
Mehmet arkadaş gibi Recepte 15 yıl sonra karşıma bu süpriz ile cıktı.bu nasıl vefasızlık madem arkadaştır madem özlüyorsun peki neden bu kadar zaman sormadınız birbirinizi?
birileri haklı olarak bu soruyu sorabilir, cevap ise koşular ve şartlar el vermediği icin birbirimzi sorduk ama bulamamıştık,
Posted by Picasa

21 Temmuz 2008 Pazartesi

MEHMET ÖZBERiVANi VE ISTANBULDA 2 GÜN

 

Mehmet özqesraqelenderi
daha önce bir sezon Alanyada beraber gecırdiğimiz aynı yerde Fantasy resteurant ta calıştığımız mehmet öztürk 16 yıl sonra İstanbulda karşılaştım,
mehmete göre bu bir sadakat karşılaşma, böyle bir tesadüf olamaz diyor.
size yakında hepsini anlatacağım.tesadüfmü? sadakat ve samimiyetmi? artık siz karar vereceksiniz.
Mehmet yurt dışına ilk cıktığımda beni otobüsa bindiren yolcu edenlerden birisidir,dört yıl boyunca Alanya'ya calışmaya gelen gurbetci arkadaşlarımın hepsini ben yolcu ederdim,hep bunu söylerdim arkadaşlara acaba beni kim yolcu edecek Alanyadan kasin olarak gittiğimde o an mehmet arkadaşa nasip oldu.bana el sallaması hüzünlü bakması aklımdan cıkmıyordu.Hani ah ula bende gidebilseydim bu otobusla ne olacaktı sanki dercesine arkamdan uzun uzun baktılar,şimdi düşünüyorumda neden Recep ivedik gibi ağzığmı acıp dudaklarımı cama yapıştırmadım,üzüleceklerine belki gülerlerdi,ama o zaman Şaham böyle güzel film cevirmemiştiki,
Memet beni uğrulamadan üç gün önce, rahmetli babam mardinde aynı şekilde beni uğurlamıştı,İlk defa babam beni yolcu etmeye gelmiş aslında inanamıyordum belki ağabeylerim bunu duysalar haala inanmazlar.ama otobusun hareket etmesini bekledi hafif üzüldüğünüde fark ettim ve gözlerden kayıp olduk.daha önce hep babamdan izinsiz,gizli giderdim,şimdi ise babam beni yolcu etmeye gelmesi duygulandırmıştı ki inanıyorum oda duygulanmıştı,ondan sora zaten birdefa birbirimizi İzmirde gördük birdahada görmek nasip olmadı.
Mehmet'ın icinde yer alacağı Istanbulda 2 gün Başlıklı bir yazı yazmak istedim.öyle erken hızlı ve olaylı başlayan birirnci gün nihayet mehmet arkadaşla karşılaşma tesadüfüde olacaktı.her ne kadar tesadüf olarak inanmasakda Bu gibi rastlantılara sonucta tesadüf denir.aslında daha öcedede Şirinevlerdeki karakola gittiğimizde sürgücülü yakın göyümden (evinalı)bir polisin karadenizli bir başka polis ile memleket meselesini rahatca aralarında tartışması şaşırtmıştı beni.belli idi şakalaşıyorlardı ama karadenizli evinalı polise sizden önce biz laz devletini kuracağız sözünü duydum.Evinalı poliste hade ya! baksana bizimkiler ırakta paralarını bile bastırmışlar.Parlementoları var, Ucakları var eskerleride ordulaşıyor diyordu. Yolcu ucağını kast ediyordu o sıralar Süleymaniye amsterdam arası üzerinde Kürdistan yazılı yolcu uçağı sefer yapıyordu bu Türkiyede hep mahşetlerdeidi. Ben bu sohbete kulak misafiri oldum.yabanci plaka araba ile polis parkına girince, Karadenizli bu yabanci plakali bizim uşaktur haa. Evina"lida bu kesin bir hemşerimızdır, tahmininde bulunmuşlardı. zaten avrupada yaşayan Turkiyelilerin yuzde 90 lazlar ve kurtlerdir,o yuzdendirki polisler hemen yabanciplakali geldimi tahmin ediyorlar tahminlerdede gördügünüz gibi yanilmamıştılar,birde herhalde işte Bakın bizdede demaokrasi var istedigimizi konuşuyoruz, hemde karakolda bunlari konuşuyoruz birde dışarida neler konuşulabilir görüntüsünü yaratmak istiyorlardı.bende yumuşak davrandiklarindan cesaret alarak biraz sohpet ettim onlarla,o arada mesayi saati başladı, bir başka polis bizim kırılan arabanın sağ camın kenarlarını ufak siyah bir firca ile parmak izlerini tesbit etmek için etrafına sürmeye başladı.allahtan daha önce suç duyurusunu yapmıştık saadece bir rapor almamız lazımdı ordan aldık.Mahaleye geri döndük esnaflardan calınan araba teyipin beyni bulundumu diye.kapkacın işine yaramayacağı için belki teypin başlığını oralara yakın esnaflara yada hurdacılara.ne bileyim belkide sokağın başında cöplüğe atmıştır.başlığı bulamasak Finlandiyaya kadar muziksız gelmek zorunda kalacağız.arabanın arkasında cocuklar için dvd calar var onlar idare ederler ama biz.bu kadar yol ve yolculuk nasıl muzik olmadan biter endişesine girmişiz.esnafların birkacından sorduk bir an bulacaklar gibi bizi umutlandırdılar.bunları yapanları biliriz cıkarırız dediler.soruşturdular herhalde birileri cıkıp itiraf etse parcayı getirse peşlerini bırkmayacağımı sezdiler ondan cekindiler.yada kapkacın o yaramaz parcayı götürdüğünü hazm edemeyip sinirinden o parcayı yemediği ne maalum.


Posted by Picasa

17 Temmuz 2008 Perşembe

FELEK

Dalındanmı düştün olmuş meyve gibi nazlanmada
Gel Felek
Kanadınmı yaralanmış yükseklerde ucmuyorsun
Gel Melek
Özlüyorum seni Ana bana nasihatların
Gerek
yorgun düşsen uyku girer gözlerine
kalk felek

10 Mart 2008 Pazartesi

Cilek Elfan'da Fersend



Fersend YAVUZ
Beş-altı yıl önce fersendi AL Pacino ya benzetiyorduk,yahu fersende AL Pacino'yu tanıtana kadar,Fersend AL Pacino'yu görene kadar bir iki filmini seyretmesi bu süre icinde Fersend kilo aldı,Bu sefer yüzü tombulaitığı için artık benzememeye başladı,şımdide ya ben nerden AL Pacinoya benziyorum diyor?
Ee haklı cünkü benzediği zaman AL Pacino'yu tanımıyordu. Allahtan AL Pacino'nun tam popüler olduğu baba filmin'in döneminde tanımadı,yoksa Fersend Finlandıyada mafiya kesilirdi..

Akşamlarım gec saatlere kadar beni bekliyordu,bağdan gelirken yol üzerinde (pırepeh)'de hemen hemen tüm meyveleri barındıran bahcelerine bekcilik yapardı fersend.
bahcenin icinde bir tek çilek dalı vardı.su kanalı'nın hemen yanında belkide ilk ve tek elfana gelen çilek dalı idi ve o daldan benim icin sakladığı tek cilek beni cağırırdı gizli gizli bak bir tane çilek saklamışım derdi,olırdım çileği elma gibi enaz beş defa ısırdıktan sonra bitirirdim ve gece karanlığında eve kadar eşlik ederdım. sabah karanlıkta yani sabahın köründe gider gecede karanlık cöktükten sonra gelirdik eve.tabi bununla beraber ya eşeğim yada atım da olurdu fersendınde eşeğine yükledikleri HURIK yada ŞERKAT ları getirirdik eve.
her halde benimde fersend de ve onunla beraber olanlara inçe ve yüksek sesle söylediğim şarkıları unutmamişlardır.
illahide açıklı şarkı olacak yoksa bizi tatmin etmezdi fersend'ın kendisi son derecede duygusaldır,
o yaşta ne sorunlarımız vardı milmem?
ama acayıp dertli türküler söylerdık ve dinlerdık,
şimdi ise çileklerin bol olduğu FİNLANDİYA'DA yaşıyoruz.
zamanında tek bir çilek zor bulunuyorduk artık ailece gidip kasa veya sepetlerimizi doldurup eve getiriyoruz.şimdi ise bizim cocuklarımız bizim oynadığımız yaşa gelmişler o zaman bizde olan sıcaklık dostluk şimdi cocuklarımız aynı sıcaklikla bibirlerini özlüyorlar.
gecmişimizde inşa etiğimiz sicacık dostluğu bu günlere daşıdığımız tesadüf sanmamak gerekir.

28 Şubat 2008 Perşembe

Finlandiya videosu ve hatırası

video
EZ FELEK
Çiçekleri ekebilmek için üç cuval toprak getirmişti leyla.Ev yeni olduğu icin ilk defa evin etrafında çiçekleri ekiyorduk,
Gelinim leyla bir yandan torunlarım bir yandan ve komşular bir yandan çiçek getiriyorlardı, benim daha önceden tecrubem (meştel) ekimlerde vardı.Cocuklarım daha önce sadece lokantanın çiçeklerinin, topraklarını deyiştirmişler ve su vermişler.
Ama eve, evin rengine dış boyasına, terasına, balkonuna nasıl çiçek uyduracaklarına yardımcı oluyorum.ben sadece üç ay burdayım sonra gideceğim geri mardine.bir dahaki sefer ne zaman gelirim allah bilir.Geri geldiğimde çiçeklerin solacağından şuphem yok.benden sonra bu evin bahcesi ne kadar güzeleşirse bende o kadar özlerim burayi, Tabi buraya gelmek o kadar kolay olmadığı kadar burda kalmakta öyle kolay değil,

felek 2006 finlandiya