tiistai 22. heinäkuuta 2008
MEHMET ÖZTÜRK VE ISTANBULDA 2 GÜN
Mehmet özqesraqelenderi
daha önce bir sezon Alanyada beraber gecırdiğimiz aynı yerde Fantasy resteurant ta calıştığımız mehmet öztürk 16 yıl sonra İstanbulda karşılaştım,
mehmete göre bu bir sadakat karşılaşma, böyle bir tesadüf olamaz diyor.
size yakında hepsini anlatacağım.tesadüfmü? sadakat ve samimiyetmi? artık siz karar vereceksiniz.
Mehmet yurt dışına ilk cıktığımda beni otobüsa bindiren yolcu edenlerden birisidir,dört yıl boyunca Alanya'ya calışmaya gelen gurbetci arkadaşlarımın hepsini ben yolcu ederdim,hep bunu söylerdim arkadaşlara acaba beni kim yolcu edecek Alanyadan kasin olarak gittiğimde o an mehmet arkadaşa nasip oldu.bana el sallaması hüzünlü bakması aklımdan cıkmıyordu.Hani ah ula bende gidebilseydim bu otobusla ne olacaktı sanki dercesine arkamdan uzun uzun baktılar,şimdi düşünüyorumda neden Recep ivedik gibi ağzığmı acıp dudaklarımı cama yapıştırmadım,üzüleceklerine belki gülerlerdi,ama o zaman Şaham böyle güzel film cevirmemiştiki,
Memet beni uğrulamadan üç gün önce, rahmetli babam mardinde aynı şekilde beni uğurlamıştı,İlk defa babam beni yolcu etmeye gelmiş aslında inanamıyordum belki ağabeylerim bunu duysalar haala inanmazlar.ama otobusun hareket etmesini bekledi hafif üzüldüğünüde fark ettim ve gözlerden kayıp olduk.daha önce hep babamdan izinsiz,gizli giderdim,şimdi ise babam beni yolcu etmeye gelmesi duygulandırmıştı ki inanıyorum oda duygulanmıştı,ondan sora zaten birdefa birbirimizi İzmirde gördük birdahada görmek nasip olmadı.
Mehmet'ın icinde yer alacağı Istanbulda 2 gün Başlıklı bir yazı yazmak istedim.öyle erken hızlı ve olaylı başlayan birirnci gün nihayet mehmet arkadaşla karşılaşma tesadüfüde olacaktı.her ne kadar tesadüf olarak inanmasakda Bu gibi rastlantılara sonucta tesadüf denir.aslında daha öncedede Şirinevlerdeki karakola gittiğimizde sürgücülü yakın göyümden (Evinalı)bir polisin karadenizli bir başka polis ile memleket meselesini rahatca aralarında tartışması şaşırtmıştı beni.belli idi şakalaşıyorlardı ama karadenizli evinalı polise sizden önce biz laz devletini kuracağız sözünü duydum.Evinalı poliste hade ya! baksana bizimkiler ırakta paralarını bile bastırmışlar.Parlementoları var, Ucakları var eskerleride ordulaşıyor diyordu. Yolcu ucağını kast ediyordu o sıralar Süleymaniye amsterdam arası üzerinde Kürdistan yazılı yolcu uçağı sefer yapıyordu bu Türkiyede hep mahşetlerdeidi. Ben bu sohbete kulak misafiri oldum.yabanci plaka araba ile polis parkına girince, Karadenizli bu yabanci plakali bizim uşaktur haa. Evina"lida bu kesin bir hemşerimızdır, tahmininde bulunmuşlardı. zaten avrupada yaşayan Turkiyelilerin yuzde 90 lazlar ve kurtlerdir,o yuzdendirki polisler hemen yabanciplakali geldimi tahmin ediyorlar tahminlerdede gördügünüz gibi yanilmamıştılar,birde herhalde işte Bakın bizdede demaokrasi var istedigimizi konuşuyoruz, hemde karakolda bunlari konuşuyoruz birde dışarida neler konuşulabilir görüntüsünü yaratmak istiyorlardı.bende yumuşak davrandiklarindan cesaret alarak biraz sohpet ettim onlarla,o arada mesayi saati başladı, bir başka polis bizim kırılan arabanın sağ camın kenarlarını ufak siyah bir firca ile parmak izlerini tesbit etmek için etrafına sürmeye başladı.allahtan daha önce suç duyurusunu yapmıştık saadece bir rapor almamız lazımdı ordan aldık.Mahaleye geri döndük esnaflardan calınan araba teyipin beyni bulundumu diye.kapkacın işine yaramayacağı için belki teypin başlığını oralara yakın esnaflara yada hurdacılara.ne bileyim belkide sokağın başında cöplüğe atmıştır.başlığı bulamasak Finlandiyaya kadar muziksız gelmek zorunda kalacağız.arabanın arkasında cocuklar için dvd calar var onlar idare ederler ama biz.bu kadar yol ve yolculuk nasıl muzik olmadan biter endişesine girmişiz.esnafların birkacından sorduk bir an bulacaklar gibi bizi umutlandırdılar.bunları yapanları biliriz cıkarırız dediler.soruşturdular herhalde birileri cıkıp itiraf etse parcayı getirse peşlerini bırkmayacağımı sezdiler ondan cekindiler.yada kapkacın o yaramaz parcayı götürdüğünü hazm edemeyip sinirinden o parcayı yemediği ne maalum.
perjantai 18. heinäkuuta 2008
OY OY FELEK
Dalındanmı düştün olmuş meyve gibi nazlanmada
Gel Felek
Kanadınmı yaralanmış yükseklerde ucmuyorsun
Gel Melek
Özlüyorum seni Ana bana nasihatların
Gerek
yorgun düşsen uyku girer gözlerine
kalk felek
Gel Felek
Kanadınmı yaralanmış yükseklerde ucmuyorsun
Gel Melek
Özlüyorum seni Ana bana nasihatların
Gerek
yorgun düşsen uyku girer gözlerine
kalk felek
Oy Oy Feleke
Hozan Serwan
Oy oy felekê
Ma tu nizanî?
Derdê me Kurda
Derdekî giran e
Ma tu nizanî?
Derdê me Kurda
Derdekî giran e
Qîz, xortê me kuştin
Giş bi ciwanî
Bûye para me
Nezanî û bizanî
Oy oy felekê
Lê tu bêbext î
Giş bi ciwanî
Bûye para me
Nezanî û bizanî
Oy oy felekê
Lê tu bêbext î
Oy oy felekê
Lê tu bêbext î
Te da xayina
Ê bext û textî
Lê tu bêbext î
Te da xayina
Ê bext û textî
Oy oy felekê
Lê tu bêbext î
Te da zalima
Ê bext û textî
Lê tu bêbext î
Te da zalima
Ê bext û textî
Mirov îro
Di warê xwe de
Di erd û avê
Ê kalê xwe de
Di warê xwe de
Di erd û avê
Ê kalê xwe de
Tu hem kole bî
Tu hem bindest bî
Ê qebûl nake
Ê rêya xwe de
Oy oy felekê
Lê tu bêbext î
Tu hem bindest bî
Ê qebûl nake
Ê rêya xwe de
Oy oy felekê
Lê tu bêbext î
Oy oy felekê
Lê tu bêbext î
Te da xayina
Ê bext û textî
Lê tu bêbext î
Te da xayina
Ê bext û textî
Oy oy felekê
Lê tu bêbext î
Te da zalima
Ê bext û textî
Lê tu bêbext î
Te da zalima
Ê bext û textî
Tilaa:
Blogitekstit (Atom)
