torstai 18. syyskuuta 2008

Burdur 106. dönem 06.04.2007 bedelli askerlik



Burdur 106. dönem 06.04.2007
58. P.EğT. Alayı
1. Tabur - 3.Bölük - 3.Takım 3528.Manga
Alayın kapısından iceri girdik Rojhat bir adım önümde idi, Kapıdan beraber girenler aynı kovuşa yazılıyormuş, diye bize önceden söylenmişti,
Valizlerimiz yavaş yavaş yerde sürünerek ilerliyor,
Bizi Alanyadan getiren Serkan Can, yolun kenarında bize el sallayıp gidecek birazdan,gitmesi için bizimde gözlerden kayıp olmamız lazım, Askerini teslim etmeye gelenler aynı şekil el sallayıp gidenlerde var,
Serkan gibi askerin gözlerden kayıp olmasını bekleyenlerde güvenlik duvarına yaslanmış bakiyorlardı  El salıyorlardı 
Bizler sırada beklerken her tarafa kafalarımızı çevirip bakabiliyoruz,heyecan içindeyiz merak içindeyiz,
Bizde sıramızı bekiloruz,o sırada söylentiler var.
burada yer yok gelen askerlerın coğunu Antalyaya gönderecekler,
meyer ıspartadan da eğitim görmek icin asker gelmiş Burdura,birde bedelli askarlik icin bu sene her senekinden daha fazla katılım olmuş,
vızıltılar var kimi dıyor Antalyaya gitsek iyi olur orası daha iyi, birileri diyor Antalyaya gitsek yaşadık,kimileride mantıklı olarak diyorlarki,eyer Antalyaya gitsek oradaki askerler bizi perişan edecekler,çünkü Burdur antalyaya nezeren daha tecrubeli bedelli askerler icin,
Alayın içindende bu sesler geliyordu, bütün manga birden söylüyordu uzağımızdan geciyorlardı,manga bu şarkıyı söylerken herkesin gözü önünde yarin resmi gecerdi,birde bedellilere hava olsun diye seslerini son derece yükseltirlerdi,
**
kışlanın önünde büllbüller öter
üzülme sevdiğim bu günler biter
bilmeden kalbini kırdıysam eğer
hakkını helal et askerim yarim
yüzünü görmeden ölürsem eğer
hakkını helal et askerim yarim
çiçeği burnunda 20 yaşında
vatanı bekliyor nöbet başında
adımı görürsen mezar taşında
hakkıknı helal et askerim yarim
yollara düşüpte ağlama yarim
**

aman allahım bundan sonra bol bol şarkı söyleyeciğiz anlaşılan,
Ama coğu her şeye ramen Antalya da askerliğini yapmak istiyordu,Tabi bunları saadece dinliyoruz kapı girişindeyiz,içeriye gelenlarden kapıdaki sorumlu herkesten soruyor
pasaportunuz? oturma izniniz? hangi ülkeden? gibi sorular rütbesini hatırlaya mıyorum ama arkamızda laçivert Takım Elbiseli kravatlı acayıp mütabazi bir şekilde gülümsüyor merakla herkese soruyor nerden geldiniz diye.
Sırada iken birde bu takım elbiseli Tertibin ismini duydum Aziz Şahin diye cevap verdi ismi sorulduğunda.bu Arkadaşlar ile aynı anda giriş yaptığımız için aynı kovuşta kalacağız.
Aziz Şahin öyle Rahatı ki sanki evine geliyor gibi idi gerçi sonradan öğrendik evi sayılır çünki kendisi Burdurun Bucak ilçesinden  idi.
İlk gün kışlada gördüğümüz herkes ama herkes sıportif giyinmişti. Aziz Şahin Hariç çünki Aziz şahin bir iş adamı bir kurumun yaratıcısı idi Bizleri 13 yıl sonra  Finlandiyada ziyaret edecek ve bizle beraber bugünekadar elde etiği başarılarına başka başarılar ekleyecekti  ATİK ve bununla beraber 60 ülkeye Üyelik ve başkanlık verecekti. Bizleri Marmara Grubu Vakfın her yıl düzenlediği Avrasiya  



Economi Forumuna 2 yıl peş peşe davet edecekti.
Marmara gurubu Vakfın Düzenlediği bu etkinliğe Dünyanı en önemli Görevlerde bulunan kişileri bir araya getiriyor.
Örneğin Cumhurbaşkanlığı ve önemli elçiliklerde ve bakanlıklarda görev almış kişiler.



Ramis Atac'a göre albay idi, 
Benden sonra giren asker sırtında kücük bir canta,
Göğüsü kabarmış havalı, f16 ucak pilotları andıran Azim Heybetli biri,
-Oturma izni?
Diye bir soru duydum,
Arkama döndüm baktım Ramis pasaportunu vermiş Albay'a,
Albay inceliyor kıçık bir bakış ile Ramise baktı cevabını beklemeden yine sordu
-Oturma izni?
RAMİS
-Albaya bakarak albayın gözüne değil kafasının tepesine bakiyordu,
BEN DENİZCİYİM! dedi
Oturma izni?
Diye ücüncü defa dordu.
RAMİS ben denizciyim kardeşim!
Deyince Albay şaşırmış caresiz bir şekilde verdi pasaportunu eline,etrafına baktı ceplerini yokladı sigara paketini aradı, sigarayı cıkardı cakmağı bulamıyor, bir sinirle ceplerini yokluyordu gören sılahı cıkaracak zanedecek,
Ramis cekti pasaportunu albayın elinden sıraya doğru yavaş ilerledi,sıradakileri ezecek gibi göğsü önünde ilerliyordu,
ama Ramis de bizim gibi yavaşladı, bizleri bölükler,taburlara ayıracak Ikinci sırayı beklediğimiz yere geldi, bekledi.
Ramis arada bir dönüp bakıyordu arkasına belki Albay gelirde, bir daha sorar oturma iznimi,
şimdi Önümüzdeki yirmi bir günün on gününü hasta gecireceğimiz askerliğimiz başlayacak birazdan,
Denizci Ramis ile aynı kovuşa gireceğiz aynı günlerde hastalanacağız ve Ramisin ben denizciyin Albaya bağırışını kovuştaki arkadaşlara hatırlatacağım,
Rojhat bana sinirlenmiş, Ali kuzuya bağırıyor!
Ali arkadaşımız bizden bir sene önce askerliğini yapmış,
Rojha'ta özel arabası ile gitmesi icin gaza getirmiş,herkes kendi arabaları ile gelmişti arabalarda son model,Alayın araba parkı yabancı plaka dolu.birbirinden güzel arabalar, kesilikle arabanla gitmen doğru olur diye Ali Rojhatı inandırmış ,
Rojhat etrafta yabancıplakalı arabaları arıyor,Ararkende Ali ye daha fazla kızıyor çünkü etrafta gercektende yabancı plakalı araba yok,birde arabayı üzün süre park edecek kapalı alanda yok,arabayla gelmiş olsa arabayı mecbur dışarıda yol kenarında park edecek şansa bırakacak yani,
Buna ramen bana ters bakıyor, arabayla gelmemesine sebep olduğum icin,Rojhat volvoo ile gelmek için tüm hazırlıklarını yapmıştı, ekstradan bakım yaptırmıştı,uzun yola cıkmak icin yeni lastik almıştı,arabanın dış görünüşünü son derece süslemiş,hani derler'ya havası binbeşyüz,bü güzelik salonundan gecirilmiş arabayı kardeşi Serhata bırakmış ve ucakla askere gelmiş,
 Kovuşa cantalrımızı bıraktıktan sonra Asker elbiselerimizi almak için sıraya girdik.deponun kapısı açıldı ve görevli elbise boylara göre elbise dağıtmaya başladı.
Elbise değıtan asker yükseksesle bağırdı Aranızda Mardinli varmı. Ben ve 3 kişi daha el kaldırdık gelin dedi sizler yeni ve ölçümüze uygun elbise vereceğim 😄 Oh sevindim askerde hemşeri bulmak çok güzel şey bizim kısa dönem ama uzun sürdüğü zaman hemşeriler ile hasret gidermek başka