sunnuntai 28. marraskuuta 2010

Son yarım saat

Son yarın saat kalmıştı Pizzerianın kapanmasına. Servis arabasını calışır halde bıraktım. Mutfağın kapısından iceri girdim, 
Bulasıklar birikmiş yerler ıslak süpürülmüs ama kurutulmamış Yavaşça yürüdüm içeri doğru.
Elemanların arasından mutfağın ordasına fırının yanına geçtim.
Gidecek olan servislere baktım, yedi ayrı Adres hepsini kontrol ettim adresleri hafızama aldım
bazıların üzerini işaretledim karışmasın diye,birde daha pratik olur hepsi işaretli olduğunda.
Bunları tam kırk dakikada teslim eder gelirim dedım
Gelene Kadar pizzeria kapanır toplanır eve gideriz.Adreslerin arasinda a…….rinne 19 dikatimi cekti cünkü devamlı müsterimiz değil onun için kim bunlar Acaba yenimi taşınmışlar yoksa müşterimiz olmaya adaylarmı diye düsünüyorum.
Hepsini kaptım ve arabaya gittim pizzaları kutuya yerleştirdim, diğer yemekleri de müavin koltuğuna bırktım.
Dört servisi teslim ettim ve beşincisi yani ….rinne 19 a doğru sürdüm.
Adrese vardım ve evin parkına geri geri girdim bahçelerin keskin yokuşunda araba calışır halde el fireni cektim ve indim.
Pizza”yi sicak kutusundan cıkardım evin kapısını caldım.
Evin en güzelerinden cünkü bu bölge dört yılda yepyeni evler inşa edilmiş biri birinden daha güzel saraylar,ve buraya bölgenin cenneti ismi verilmiş.
bu arada türkiyeden bize gelen tüm misafirlerime bu mahalleyi göstermişim.

Zili çaldım ev sahibi ile hanımı parka girdiğimi görünce kapının önüne gelmişler.
Kapi açıldı 
-adam biz pizza istememişiz dedi. Adrese baktım adama gösterdim adres dogru.dogru adresteyim ama adam diyor evet Buresı ama biz istememişiz.
Tamam afedersiniz dedim kapıdan geri döndüm. 
Adresin uzerinde telefon numarası vardı numarayi aradim cevap vermedi.
Telefana çevap verilmediginde bunda bir iş var!.
Birisi bizi işletmiştir dedim.
Arabaya geldim araba calisiyor calisir halde kapilar kilitlenmiş. bütün kapilara kurcaladım kilitli. Ve ben orada arabanın başında eksi onbeş derec soğukta pizza bir elimde ortada kaldım,
Arabada iki servis daha var saat onu gecti pizza bekleyenler var daha.
Pizzeriayı aradim Leyla cevap verdi ,
Araba kilitlendi,Yedek Anahtarı telefonin uzerindeki askıda asılıdır bana açil getirebilirmisin? filan adresteyim. Anlaşıldı tamam.. telsiz üsülü telefonu her iki taraftada ayni anda kapatık.
Adamın bahcesindeyim araba calisiyor eksi 15 derece soğuk ben dışarda pizza elimme bekliyorum.
Adam pencereden karısı ile bana bakiyorlar, Zaten onları rahatsız etmişim kızdırmışım şimdide bahçelerinden gidemiyorum,
şimdi sinirlenecekler diyorum.
Şimdi adam cıkar gelir ama nasıl gelecek bıçağınımı alacak?silahımı?yoksa sopayımı? Belkide akılıdır medeni bir şekilde gelip soracak, Medenice sorması son ihtimaldır Geleçeği kesin.
Eeh nasıl gelirse gelsin soracak sorusu varsa alacagı cevabıda var,ne yapayım alimde ne silahım nede sopam var ama net olarak acıklayabilecegim Fincem var. Onun icin rahatım,
İki sene önce Nebi isminde bir elemanımız yanlışlıkla bu bahçelerden birine girmişti ev sahibi pompalı tüfeği ile çıkmış.Hiçbir şey sormadan Tüfehi ona doğru düzeltmiş.
Bahcemi derhal terket "YABANCI yoksa beynini barçalarım demiş. Nebi o gün işi bıraktı Nurmijarvi yi terk etti.ondan sonra ziyatetimize bile gelmemiş.
Birde bü günlerde mahallede korku,huzursuzluk, ve karmaşık bir panik var. Çünkü üçgün önce bü evin tam elli metre yakınına birisi girmiş.
Tanınmayan birisi on numaralı evin zilini çalıyor. kapıyı kimse açmayınca kapının kolunu yokluyor acık olduğunu görünce hemen içeri giriyor.Evde oniki yaşındaki kız coçuk ve büyük ablası var.Kızlar bakıyorlar odanın ortasında yüzü açık tanımadıkları kırk elli yaşlarında bir adam.
Adam kızları görünce soğukkanlılıkla elini cebine atıyor bir kağıt parçasını çıkarıp kızlara uzatıyor.kağıdın üzerinde ben sağırım lütfen bana yardım edin diye bir yazı yazılıyor.
kızlar hemen adamı geri çevirip birisi elinden diğeride sırtından itekleyerek dışarıya doğru itekliyorlar.adam kendini dışarıda buluyor. neye uğradığını şaşırmış ordada kalıyor.
bu olayı fark eden sekiz numaralı komşuları kızların yanına gidiyor ne olduğunu oğreninçe hem kızları teselli ediyor.korkmayı bir şey yok! Gitti işte adam!.
Kızlar içeri girer girmez sekiz numaralı Evin sahibi işe giderken kendi coçuklarına telefon açıyor ve durumu anlatıyor.
mahalede tuaf birisi var kapınızı çalabilir sakın tanımadığınız kimseye kapıyı açmayın.evde tek başına kalan annika kapıları perdeleri hatta şominenin bile küçüçük ağzını kapatıyor.
daha onbeş dakika bile geçmeden sağır rölünü yapan kötü niyetli mahaleyi korku çehenemine çeviren adam annikanın kapısını da çalıyor. kapıya vuruyor zili çalıyor ne kimse kapıyı açıyor nede kapı acılıyor.kız kendi odasına kapanmış adamın gitmesi için ellerini çaprast göğsüne koymuş başı eğik bir şekilde dua ediyor,
iki dakika geçmeden kapı sesi kesiliyor. Ve adam kayıplara karışıyor.

Sokağın başına bakıyorum. Leyla"yı göremiyorum,birde adamın"Şimdi adam çıkacak ve gelip soracak, ama nasıl gelecek? Bıçağını alacak mı? Silahını mı? Yoksa sopasını mı? Belki de medeni bir şekilde gelip sormaya çalışacak, ama o ihtimal en son. Ne olursa olsun, soracak ve alacağı cevabı da var. Ne yapayım? Alımde ne silahım nede sopam yok, ama Fincem var. Bu yüzden rahatım. İki sene önce, Nebi adında bir elemanımız yanlışlıkla bu bahçelerden birine girdi ve ev sahibi pompalı tüfekle çıktı. Hiçbir şey sormadan, tüfeki ona doğru düzeltip 'YABANCI yoksa beynini barçalarım' demiş. Nebi o gün işi bırakıp Nurmijarvi'yi terk etti ve sonra ziyaretimize bile gelmedi. Ayrıca, mahallede korku, huzursuzluk ve karmaşık bir panik var çünkü üç gün önce birisi bir evin tam 50 metre yakınına girdi. Tanınmayan birisi, on numaralı evin zilini çalıyor ve kimse kapıyı açmayınca kapının kolunu yokluyor ve açık olduğunu görünce hemen içeri giriyor. Evde on iki yaşındaki kız çocuk ve büyük ablası var. Kızlar odada yüzü açık tanımadıkları, kırk elli yaşlarında bir adam görüyorlar. Adam kızları görünce, soğukkanlı bir şekilde elini cebine atıp bir kağıt parçası çıkarıp kızlara uzatıyor ve kağıdın üzerinde 'Ben sağırım, lütfen bana yardım ed evden çıkmasını bekliyorum birdaha kapiya gitmem. O gelsin!
Arabanın kapısının önünde bekliyorum. Büyük boy pizzayı"da arabanın üzerinne bıraktım tabiki pizza derhal buz tuttu bile,
Sokağın başında iki araba ışığı göründü birisi Leyla diğeri de sokağın başındaki eve girdi volvo yanaşıyor.Arkama baktım adam üzerina simsiyah dalgic elbisesini giymiş yumruklarını sıkmış bana doğru geldi.
Leyla ile adam aynı anda yanıma yanaştılar ev sahibi simsiyah dalgiç elbiseleri ile leyle da simsiyah Volvo ile arabanın üzerinda rüzgarın yaydığı bir miktar kar var,arabanın üzerindeki kar ve yeryüzüne düşen kar geceyi aydınlatmış.birde sokağın ışıkları.
Ben ev sahibine acıklamaya başladım.
Arabam kilitrendi Anahtar üstünde araba çalışıyor bu tuaf durumu adam duymadı. Ve dedi ya bu pizzayi sipariş veren isimini söylemedimi? isim ne?Bir isim olması lazım insan siparişi verirken bir isim söyler!..
O soru sorunca Leyla bana yedek anahtarı uzatı.
Ben Leyla”ya dedim bu adam pizzayi istememiş her halde işletilmisiz.
Adam yine sordu isim yokmu ismini söylemedimi siparişi veren?
Leyla adama Direk bu siparişi ben aldım. Arayan bir kız idi pizzayı size gönderdi.parasınıda siz ödeyecekmişsiniz
Adam şaşırdı olamaz dedi benım kız arkadaşım yok! Böyle bir şeyde beklemiyorum,
Ben yinede siparişi vereni aradim cevap vermediler,
Bu ara pizza bizde fazla kaldı
Adama dedim her halde işledildik buda binde bir olur bizde. Eğer Kabul ederseniz pizzayi size ücretsiz vereyim,
Adam hayır teşekur ederim gercekten ihtiyacımız yok buna,
Tamam dedim o zaman benim kızım yani Baharın sekiz numarada arkadaşı var büyük aile ler bunu mutlaka Kabul ederler, Birde bahar göndermiş desem sevinirler,
Son Defa adama döndüm bu her halde hem bizim ile hede sizinle birileri alay etmiş,
bu sefer kim aramış diye 010100 dan öğrenmeye çalıştım
Arayanin numarasına isim bulunamayınca tam umudu kestik,
Leyla pizzeria”ya doğru arabayı sürmeye başladı.bende büyük boy pizzayı annika"nın babasına verdikten sonra.
Kalan iki servisi tam onkilometre uzaktaki adrese götürmek için yola cıktım,
Sokaktan daha cıkmadan telefonum caldı,.
Numaraya baktım
Telefona cevap vermeyen bizi işletiğini zanetigimiz müşterimiz.
Alo capri"mi?evet 
-ya her halde yanliş olmuş.
Ben sakin bir şekilde 
Ne yanlis olmuş.pizzamı adressmi?
Adresi yanlış vermişim size 
Evet dedim pizza”yi götürdüm adam almayınca biz de başka bir tanıdığımıza öylesine verdik birde telefonuma cevap vermediniz.
-Özür dilerim telefonun sesini duymamışım.ama doğru Adres 19 değilde doğrusu 14 olmalıydı
Ve mümkünmü bu saaten sonra pizza almamız?
-Riça etsem arkadaşımın doğum günüdür, arkadaşı ile evde pizza bekliyorlar.lütfen!..
Tamam tamam doğum günü hatırına görürürüm!.

torstai 25. marraskuuta 2010

KALEM

Bir ay boyunca yazı yazmadım.bu gece kitapları toplarken birkaç satır yazmak istedim,kalem ile yazmayı beceremediğim için,başka carem de olmadığından,bu becereksizliğim ile yazmayı deniyeceğim.
Önce Bahar için Capadokiyadan hediye aldığım bu defteri buldum,daha Bahar defterin bir sayfasını bile karalayamamış tatil telaşından ve Annesine yardım etmekten dolayı fırsatı bulamamış.
Birde dedesi ve ninesi,bu gün geldiler buda bir başka heyecan,
Ne yalan söyliyeyim aynı heyecan bizleride sarmış.Kızıltepe den Batmana,kazım ustanın mekanını ziyaret etmişler,ordan Adanaya Adanadanda Alanyaya gelmişler yol yorgunları tam dinlenecek yere gelmişler.
önce biraz teredüte kapıldık,acaba beyenirlermi Evi? Severlermi?Rahat ederlermi ve burada? ne kadar durabilecekler?
bu eve bu kadar para yadırdığımızı biliyorlar, ama adımıza sevinirlermi yanlışmı? yoksa doğru yere yatırım yaptığımızı söyleyeklermi? bu yatırımı ne kadar doğru olduğunu büyüklerin ağzından duymayı cok merak ediyorduk hepimiz.

Evi satın aldıktan ikibucuk yıl sonra gelip döşemişiz,ve iki aya yakındır burudu tahtil yapıp yaşıyoruz.
Leyla"nın Babası ve Annesinin geleceğini daha önceden bildiğimiz için buda birhaili bizleri heyecanlandırıyordu.
baharın defterini karalayacağım için bana kızmayacağını umud ederek ilham aramaya başladım.
İlhamdan önce deri kaplamalı üzerinde HZ.Mevvlaana"nın resmi seccadenin üzerine nakış edilmiş benbeyaz sayfalı defterini aldım,
Her gece balkon"da kitap okumak ve ya Alanya kalesinin manzarasını izlemek için oturduğum ....yere... oturarak başımı gökyüzüne diktim, yıldızların en parlağını aramaya başladım. parça bulutların arasından, Dolunay ın ordaya cıkması ile ilham buldum.

Allahım içinde olduğum, Taçmahal sarayını andıran, içinden ve dışından benbeyaz olan bu evin benbeyaz kanepesinde hatıra defterin beyaz seyfalarına bakıyorum elimde kalem yok,
kalemi aramaya başladım.
aradıklarım iki oldu az önce ilham arıyordum şimdi ise duygularımı yazmak için kalem arıyorum.yine başımı kaldırdım gökyüzüne doğru ayın bir kısmı bulutlardan sıyırmış benbeyaz parlıyor.
Ay ile aramızda olan Leyla sekizinci katta komşumuz "Leyla"nın yanında,
ben üçünçü kattayım İlhamı aldım ama kalemsiz.
Beynime yazmaya başladım,Ay işiğını saçmış ben her ikisinin ışığı ile kavuruyorum.
parlayan ayın ışığı ve benim ışığım Leyla. Ay gökyüzünde Leyla sekizinçi katta.Bana sorarsanız ikiside yanyana.Ay küçülmüş Leylanın yanına inmiş.yada Leyla"m yükselmiş ayın yanıda ışık saçıyor,
Bütün bunları beynime yazmalıyım.
Bir kalem bulmam lazım!.
He herhalde Bir kalem buldum, şominenin üzerinde yırtık bir defterin arasındaidi. Baktım mürekebi bitmişidi, Defterde bir kaç dörtlü yazılı idi.kalemin tüm mürrekebi dörtlülere harcanmış. Bir kalem daha buldum içinde şişesi yok. Bu gece kalemi bulmak o kadar uğraştıracaktı,
Nudem"in çantasına baktım dolu ama hepsi renkli ve boyağlı kalemler,Beynime yaza yaza beynim sulandı.
otuz tane cekmece açıp kapatım.
Bir tane kalem yok!
beyaz çantanın içinde altınrengindeki kalemlik çantayı buldum, içi kalem dolu, yüzüm güldü içlerinden bir tanesini aldım,Ikinçisini çıkardım üçünçü, dördünçü, derken tüm kalemliği masanın üstüne boşaltım,
Hepsi sürmekalemler, dört tanesini Nevşehirden Derinkuyudan on yaşındaki küçük bir esnaftan almiştım gecen hafta,
Ama ya bu diğer sürme kalemler nerden gelmiş? Eey sürmeli ğözlüm ışığım leylam bu kalemlerin arasına benim için de bir kalem alsaydın da, sani yazsaydım beynimdeki mürrekep de Tükenmeden?
Nezir oral Alanya
13.08.2009

perjantai 28. toukokuuta 2010

mekanı boş görmek


Mekanın bir köşesinden salonu izliyordum,6 kişilik bir masa yemeğini bitirmiş, kahvelerinine içmişlerdi.
can sıkıntısından olması gerekirki bir Televizyona bakıyorlardı birde sağlarını solarını kestiriyorlardı.
Benimde içimden biran önce bunlar kalksalarda gitselerdi geldi.
ya neden gitsinler dedım kendime,demek işin yoğunluğundan üstüme çökmüş yorgunluktan idi,
Halbüki öyle zamanlar görmüşümki,müşterinin yemesi içmesi önemli değil yeterki otursunlar mekanı dolu göstersinler,