torstai 18. syyskuuta 2008

Burdur 106. dönem 06.04.2007 bedelli askerlik



Burdur 106. dönem 06.04.2007
58. P.EğT. Alayı
1. Tabur - 3.Bölük - 3.Takım 3528.Manga
Alayın kapısından iceri girdik Rojhat bir adım önümde idi, Kapıdan beraber girenler aynı kovuşa yazılıyormuş, diye bize önceden söylenmişti,
Valizlerimiz yavaş yavaş yerde sürünerek ilerliyor,
Bizi Alanyadan getiren Serkan Can, yolun kenarında bize el sallayıp gidecek birazdan,gitmesi için bizimde gözlerden kayıp olmamız lazım, Askerini teslim etmeye gelenler aynı şekil el sallayıp gidenlerde var,
Serkan gibi askerin gözlerden kayıp olmasını bekleyenlerde güvenlik duvarına yaslanmış bakiyorlardı  El salıyorlardı 
Bizler sırada beklerken her tarafa kafalarımızı çevirip bakabiliyoruz,heyecan içindeyiz merak içindeyiz,
Bizde sıramızı bekiloruz,o sırada söylentiler var.
burada yer yok gelen askerlerın coğunu Antalyaya gönderecekler,
meyer ıspartadan da eğitim görmek icin asker gelmiş Burdura,birde bedelli askarlik icin bu sene her senekinden daha fazla katılım olmuş,
vızıltılar var kimi dıyor Antalyaya gitsek iyi olur orası daha iyi, birileri diyor Antalyaya gitsek yaşadık,kimileride mantıklı olarak diyorlarki,eyer Antalyaya gitsek oradaki askerler bizi perişan edecekler,çünkü Burdur antalyaya nezeren daha tecrubeli bedelli askerler icin,
Alayın içindende bu sesler geliyordu, bütün manga birden söylüyordu uzağımızdan geciyorlardı,manga bu şarkıyı söylerken herkesin gözü önünde yarin resmi gecerdi,birde bedellilere hava olsun diye seslerini son derece yükseltirlerdi,
**
kışlanın önünde büllbüller öter
üzülme sevdiğim bu günler biter
bilmeden kalbini kırdıysam eğer
hakkını helal et askerim yarim
yüzünü görmeden ölürsem eğer
hakkını helal et askerim yarim
çiçeği burnunda 20 yaşında
vatanı bekliyor nöbet başında
adımı görürsen mezar taşında
hakkıknı helal et askerim yarim
yollara düşüpte ağlama yarim
**

aman allahım bundan sonra bol bol şarkı söyleyeciğiz anlaşılan,
Ama coğu her şeye ramen Antalya da askerliğini yapmak istiyordu,Tabi bunları saadece dinliyoruz kapı girişindeyiz,içeriye gelenlarden kapıdaki sorumlu herkesten soruyor
pasaportunuz? oturma izniniz? hangi ülkeden? gibi sorular rütbesini hatırlaya mıyorum ama arkamızda laçivert Takım Elbiseli kravatlı acayıp mütabazi bir şekilde gülümsüyor merakla herkese soruyor nerden geldiniz diye.
Sırada iken birde bu takım elbiseli Tertibin ismini duydum Aziz Şahin diye cevap verdi ismi sorulduğunda.bu Arkadaşlar ile aynı anda giriş yaptığımız için aynı kovuşta kalacağız.
Aziz Şahin öyle Rahatı ki sanki evine geliyor gibi idi gerçi sonradan öğrendik evi sayılır çünki kendisi Burdurun Bucak ilçesinden  idi.
İlk gün kışlada gördüğümüz herkes ama herkes sıportif giyinmişti. Aziz Şahin Hariç çünki Aziz şahin bir iş adamı bir kurumun yaratıcısı idi Bizleri 13 yıl sonra  Finlandiyada ziyaret edecek ve bizle beraber bugünekadar elde etiği başarılarına başka başarılar ekleyecekti  ATİK ve bununla beraber 60 ülkeye Üyelik ve başkanlık verecekti. Bizleri Marmara Grubu Vakfın her yıl düzenlediği Avrasiya  



Economi Forumuna 2 yıl peş peşe davet edecekti.
Marmara gurubu Vakfın Düzenlediği bu etkinliğe Dünyanı en önemli Görevlerde bulunan kişileri bir araya getiriyor.
Örneğin Cumhurbaşkanlığı ve önemli elçiliklerde ve bakanlıklarda görev almış kişiler.



Ramis Atac'a göre albay idi, 
Benden sonra giren asker sırtında kücük bir canta,
Göğüsü kabarmış havalı, f16 ucak pilotları andıran Azim Heybetli biri,
-Oturma izni?
Diye bir soru duydum,
Arkama döndüm baktım Ramis pasaportunu vermiş Albay'a,
Albay inceliyor kıçık bir bakış ile Ramise baktı cevabını beklemeden yine sordu
-Oturma izni?
RAMİS
-Albaya bakarak albayın gözüne değil kafasının tepesine bakiyordu,
BEN DENİZCİYİM! dedi
Oturma izni?
Diye ücüncü defa dordu.
RAMİS ben denizciyim kardeşim!
Deyince Albay şaşırmış caresiz bir şekilde verdi pasaportunu eline,etrafına baktı ceplerini yokladı sigara paketini aradı, sigarayı cıkardı cakmağı bulamıyor, bir sinirle ceplerini yokluyordu gören sılahı cıkaracak zanedecek,
Ramis cekti pasaportunu albayın elinden sıraya doğru yavaş ilerledi,sıradakileri ezecek gibi göğsü önünde ilerliyordu,
ama Ramis de bizim gibi yavaşladı, bizleri bölükler,taburlara ayıracak Ikinci sırayı beklediğimiz yere geldi, bekledi.
Ramis arada bir dönüp bakıyordu arkasına belki Albay gelirde, bir daha sorar oturma iznimi,
şimdi Önümüzdeki yirmi bir günün on gününü hasta gecireceğimiz askerliğimiz başlayacak birazdan,
Denizci Ramis ile aynı kovuşa gireceğiz aynı günlerde hastalanacağız ve Ramisin ben denizciyin Albaya bağırışını kovuştaki arkadaşlara hatırlatacağım,
Rojhat bana sinirlenmiş, Ali kuzuya bağırıyor!
Ali arkadaşımız bizden bir sene önce askerliğini yapmış,
Rojha'ta özel arabası ile gitmesi icin gaza getirmiş,herkes kendi arabaları ile gelmişti arabalarda son model,Alayın araba parkı yabancı plaka dolu.birbirinden güzel arabalar, kesilikle arabanla gitmen doğru olur diye Ali Rojhatı inandırmış ,
Rojhat etrafta yabancıplakalı arabaları arıyor,Ararkende Ali ye daha fazla kızıyor çünkü etrafta gercektende yabancı plakalı araba yok,birde arabayı üzün süre park edecek kapalı alanda yok,arabayla gelmiş olsa arabayı mecbur dışarıda yol kenarında park edecek şansa bırakacak yani,
Buna ramen bana ters bakıyor, arabayla gelmemesine sebep olduğum icin,Rojhat volvoo ile gelmek için tüm hazırlıklarını yapmıştı, ekstradan bakım yaptırmıştı,uzun yola cıkmak icin yeni lastik almıştı,arabanın dış görünüşünü son derece süslemiş,hani derler'ya havası binbeşyüz,bü güzelik salonundan gecirilmiş arabayı kardeşi Serhata bırakmış ve ucakla askere gelmiş,
 Kovuşa cantalrımızı bıraktıktan sonra Asker elbiselerimizi almak için sıraya girdik.deponun kapısı açıldı ve görevli elbise boylara göre elbise dağıtmaya başladı.
Elbise değıtan asker yükseksesle bağırdı Aranızda Mardinli varmı. Ben ve 3 kişi daha el kaldırdık gelin dedi sizler yeni ve ölçümüze uygun elbise vereceğim 😄 Oh sevindim askerde hemşeri bulmak çok güzel şey bizim kısa dönem ama uzun sürdüğü zaman hemşeriler ile hasret gidermek başka

keskiviikko 13. elokuuta 2008

RECEP ve CAPRİ

 

Capri tamiratı bitti.
Tam bir hafta sonra bu gördüğnüz Recep arkadaş bir gün baktım sıcak bir selamla iceri girdi.Öyle sevinçli bir şekilde şaşırdım ve kucaklaitım hemen ne kadar sevindiğim Recebe söyledim. kac günde bir sizin gibi bir arkadaş ziyaretime gelir inanın bir aylık moral ve enerji depolarım.
bu sözü onları gördüğümde ferahlandığım 3 arkadaşa söyledim gercektende öyle.
işin yorgunluğu ve başka sıkıntılar iş gününü arada bir uzatıyor. bu tür farklı sürprizler derin nefes almaya yarıyor.
Mehmet arkadaş gibi Recepte 15 yıl sonra karşıma bu süpriz ile cıktı.bu nasıl vefasızlık madem arkadaştır madem özlüyorsun peki neden bu kadar zaman sormadınız birbirinizi?
birileri haklı olarak bu soruyu sorabilir, cevap ise koşular ve şartlar el vermediği icin birbirimzi sorduk ama bulamamıştık,
Posted by Picasa

tiistai 22. heinäkuuta 2008

MEHMET ÖZTÜRK VE ISTANBULDA 2 GÜN

 

Mehmet özqesraqelenderi
daha önce bir sezon Alanyada beraber gecırdiğimiz aynı yerde Fantasy resteurant ta calıştığımız mehmet öztürk 16 yıl sonra İstanbulda karşılaştım,
mehmete göre bu bir sadakat karşılaşma, böyle bir tesadüf olamaz diyor.
size yakında hepsini anlatacağım.tesadüfmü? sadakat ve samimiyetmi? artık siz karar vereceksiniz.
Mehmet yurt dışına ilk cıktığımda beni otobüsa bindiren yolcu edenlerden birisidir,dört yıl boyunca Alanya'ya calışmaya gelen gurbetci arkadaşlarımın hepsini ben yolcu ederdim,hep bunu söylerdim arkadaşlara acaba beni kim yolcu edecek Alanyadan kasin olarak gittiğimde o an mehmet arkadaşa nasip oldu.bana el sallaması hüzünlü bakması aklımdan cıkmıyordu.Hani ah ula bende gidebilseydim bu otobusla ne olacaktı sanki dercesine arkamdan uzun uzun baktılar,şimdi düşünüyorumda neden Recep ivedik gibi ağzığmı acıp dudaklarımı cama yapıştırmadım,üzüleceklerine belki gülerlerdi,ama o zaman Şaham böyle güzel film cevirmemiştiki,
Memet beni uğrulamadan üç gün önce, rahmetli babam mardinde aynı şekilde beni uğurlamıştı,İlk defa babam beni yolcu etmeye gelmiş aslında inanamıyordum belki ağabeylerim bunu duysalar haala inanmazlar.ama otobusun hareket etmesini bekledi hafif üzüldüğünüde fark ettim ve gözlerden kayıp olduk.daha önce hep babamdan izinsiz,gizli giderdim,şimdi ise babam beni yolcu etmeye gelmesi duygulandırmıştı ki inanıyorum oda duygulanmıştı,ondan sora zaten birdefa birbirimizi İzmirde gördük birdahada görmek nasip olmadı.
Mehmet'ın icinde yer alacağı Istanbulda 2 gün Başlıklı bir yazı yazmak istedim.öyle erken hızlı ve olaylı başlayan birirnci gün nihayet mehmet arkadaşla karşılaşma tesadüfüde olacaktı.her ne kadar tesadüf olarak inanmasakda Bu gibi rastlantılara sonucta tesadüf denir.aslında daha öncedede Şirinevlerdeki karakola gittiğimizde sürgücülü yakın göyümden (Evinalı)bir polisin karadenizli bir başka polis ile memleket meselesini rahatca aralarında tartışması şaşırtmıştı beni.belli idi şakalaşıyorlardı ama karadenizli evinalı polise sizden önce biz laz devletini kuracağız sözünü duydum.Evinalı poliste hade ya! baksana bizimkiler ırakta paralarını bile bastırmışlar.Parlementoları var, Ucakları var eskerleride ordulaşıyor diyordu. Yolcu ucağını kast ediyordu o sıralar Süleymaniye amsterdam arası üzerinde Kürdistan yazılı yolcu uçağı sefer yapıyordu bu Türkiyede hep mahşetlerdeidi. Ben bu sohbete kulak misafiri oldum.yabanci plaka araba ile polis parkına girince, Karadenizli bu yabanci plakali bizim uşaktur haa. Evina"lida bu kesin bir hemşerimızdır, tahmininde bulunmuşlardı. zaten avrupada yaşayan Turkiyelilerin yuzde 90 lazlar ve kurtlerdir,o yuzdendirki polisler hemen yabanciplakali geldimi tahmin ediyorlar tahminlerdede gördügünüz gibi yanilmamıştılar,birde herhalde işte Bakın bizdede demaokrasi var istedigimizi konuşuyoruz, hemde karakolda bunlari konuşuyoruz birde dışarida neler konuşulabilir görüntüsünü yaratmak istiyorlardı.bende yumuşak davrandiklarindan cesaret alarak biraz sohpet ettim onlarla,o arada mesayi saati başladı, bir başka polis bizim kırılan arabanın sağ camın kenarlarını ufak siyah bir firca ile parmak izlerini tesbit etmek için etrafına sürmeye başladı.allahtan daha önce suç duyurusunu yapmıştık saadece bir rapor almamız lazımdı ordan aldık.Mahaleye geri döndük esnaflardan calınan araba teyipin beyni bulundumu diye.kapkacın işine yaramayacağı için belki teypin başlığını oralara yakın esnaflara yada hurdacılara.ne bileyim belkide sokağın başında cöplüğe atmıştır.başlığı bulamasak Finlandiyaya kadar muziksız gelmek zorunda kalacağız.arabanın arkasında cocuklar için dvd calar var onlar idare ederler ama biz.bu kadar yol ve yolculuk nasıl muzik olmadan biter endişesine girmişiz.esnafların birkacından sorduk bir an bulacaklar gibi bizi umutlandırdılar.bunları yapanları biliriz cıkarırız dediler.soruşturdular herhalde birileri cıkıp itiraf etse parcayı getirse peşlerini bırkmayacağımı sezdiler ondan cekindiler.yada kapkacın o yaramaz parcayı götürdüğünü hazm edemeyip sinirinden o parcayı yemediği ne maalum.


Posted by Picasa

perjantai 18. heinäkuuta 2008

OY OY FELEK

Dalındanmı düştün olmuş meyve gibi nazlanmada
Gel Felek
Kanadınmı yaralanmış yükseklerde ucmuyorsun
Gel Melek
Özlüyorum seni Ana bana nasihatların
Gerek
yorgun düşsen uyku girer gözlerine
kalk felek

Oy Oy Feleke

Hozan Serwan
Oy oy felekê
Ma tu nizanî?
Derdê me Kurda
Derdekî giran e
Qîz, xortê me kuştin
Giş bi ciwanî
Bûye para me
Nezanî û bizanî
Oy oy felekê
Lê tu bêbext î
Oy oy felekê
Lê tu bêbext î
Te da xayina
Ê bext û textî
Oy oy felekê
Lê tu bêbext î
Te da zalima
Ê bext û textî
Mirov îro
Di warê xwe de
Di erd û avê
Ê kalê xwe de
Tu hem kole bî
Tu hem bindest bî
Ê qebûl nake
Ê rêya xwe de
Oy oy felekê
Lê tu bêbext î
Oy oy felekê
Lê tu bêbext î
Te da xayina
Ê bext û textî
Oy oy felekê
Lê tu bêbext î
Te da zalima
Ê bext û textî

maanantai 10. maaliskuuta 2008

Fersend Yavuz



Fersend YAVUZ 
Beş-altı yıl önce fersendi AL Pacino"ya benzetiyorduk, 
Fersend"e AL Pacino'yu tanıtana kadar,Fersend AL Pacino'yu görene kadar bir iki filmini seyretmesi bu süre icinde Fersend kilo aldı Bu sefer yüzü tombulaştığı için artık benzememeye başladı, 
şımdide ya ben nerden AL Pacinoya benziyorum diyor? 
Ee haklı cünkü benzediği zaman AL Pacino'yu tanımıyordu. 
Allahtan AL Pacino'nun tam popüler olduğu baba filmin'in döneminde tanımadı,yoksa Fersend Finlandıyada mafiya kesilirdi.. 
ELFAN"DA iken 
Akşamları gec saatlere kadar beni bekliyordu,bağdan gelirken yol üzerinde (pırepeh)'de Fersend hemen hemen tüm meyveleri barındıran bahcelerine bekcilik yapardı .
bahcenin icinde bir tek çilek dalı vardı. 
su kanalı'nın hemen yanında belkide ilk ve tek elfana gelen çilek dalı idi ve o daldan benim icin sakladığı tek cilek için beni çağırırdı gizli gizli bak bir tane çilek saklamışım derdi,alırdım çileği elma gibi enaz beş defa ısırdıktan sonra bitirirdim. 
ve gece karanlığında eve kadar eşlik ederdım. 
sabah karanlıkta yani sabahın köründe gider gecede karanlık cöktükten sonra gelirdik eve.Tabi bununla beraber ya eşeğim yada atım da olurdu fersendınde eşeğine yükledikleri HURIK yada ŞERKAT ları getirirdik eve.
her halde benimde fersend de ve onunla beraber olanlara inçe ve yüksek sesle söylediğim şarkıları unutmamişlardır.
illahi de açıklı şarkı olacak yoksa bizi tatmin etmezdi fersend'ın kendisi son derecede duygusaldır, 
o yaşta ne sorunlarımız vardı milmem?
ama acayıp dertli türküler söylerdık ve dinlerdık,
şimdi ise çileklerin bol olduğu FİNLANDİYA'DA yaşıyoruz.
zamanında tek bir çilek zor bulunuyorduk artık ailece gidip kasa veya sepetlerimizi doldurup eve getiriyoruz.şimdi ise bizim cocuklarımız bizim oynadığımız yaşa gelmişler o zaman bizde olan sıcaklık dostluk şimdi cocuklarımızda gecmişimizde inşa etiğimiz sicacık dostluğu bu günlere daşıdığımız tesadüf sanmamak gerekir.

keskiviikko 27. helmikuuta 2008

keskiviikko 6. helmikuuta 2008

RIZA


Bırasti ez jı ber caya mevana hatım dı van welata re derketım!!!
,,
Rıza arkadışımız biz gurbetcilere nezeren duygusal anlamda 1 puan önümüzdedır,
Rıza kendi hayatına biraz katı birazda acımasız ve başarılı bir şekil vermıştır,
bunları bu resimler cercevasinda baktığınızda bana hak verirsiniz,
ne gecesı, ne gündüzü, ne başı, ne sonu, beli olan bu okyanusta,25 metre yükselen dalgaları saadece kendine dost edinmiş,
Ve denize vuran yakamoz ışıkları kendisine manzara etmiş,
Gündüzleri yaslandığı duvarlara güneş ışınları vurunca ısınır,
Geceleri ise yaslandığı duvarlara dev dalgalar carpınca serinlenir,
Dalgalarla bu ucsuz bucaksız okyanusta tanışmış, yaşadığı coğrafyada ne deniz nede dalgaların vuracağı bir sahil vardı,
haa bide yakın geçmiş zamanda Tsunamiden aklında kalmıştı o dev dalgalar acheh de tayland ta 300 bin insanın canını almıştı,ve miljonlarca insanı evsiz bırakmıştı Norwec Isvec ve Finlandiya'lı turislerinde mağdur kaldıkları uzak doğuda Finlandıyada yaşadığı arkadaşı ile birlikte maddi destek yolamışlardı,
aklından bile gecmezdi,Bir gün bu dev dalgalarla dost olacağını,
Evsiz kalan bir kac kişi bu yardımlarla kendilerıne gölgelikler yapmışlardır, sonradan asiya felaketi icin toplanan yardımların haala iskanıdavyada bankalarda duruyor olduğunu öğrenmiş ama bu yardımların mutlaka yerine ulaşmasından hic kuşku duymuyordu,
Rıza yoldaşın yardım sever ruhu daha 90 lı yıllarda yarım kilo altınlarını dostlarına arkadaşlarına dağıtığı zaman ortaya cıkmıştı,ve ilginctirki bu servet deyerinde olan altınlarını dağıtığından cok mutlu idi,kim bilir belkide altın yüzük hediye etiği arkadaşları ve dostları haala hediyeleri hatıra olarak sakliyorlardır,

2008 NURMİJARVİ
RIZA Şimdi bulutların üzerinde ucağı hava boşlugunu tepe taklak geciyor,dün gece uykusuz kalmış şimdi yatıyor olabilir ihtimali, hava boşluğun farkında deyildir İskandınaviyadan asya ya doğru ucuyor tam balkanaların üzerinde TUNA nehrini seyrediyor (yatmıyorsa) mütahit arkadaşının parfümünü alacaktı =hugoboss= markalı olması lazımki arkadaşını mutlu etsin, almıştır parfümü.Türkhavayollarına katkı amacıila. yolun acık olsun dostum!
HELİKPTER BEKLERKEN
iki Gündür gecikmeli gelecek olan helikopteri beklerken. düşümdüde,
Bulutların altından helikopter olduğu icin bulutların altından uçuyor,
Birazdan tepemden, piste dogru iniverecek olan bu aleti heyecanla bekliyorm,
Aklıma Nezir arkadaşın mekanında poker makinasının önünde jokeri heyecanla beklerken geldi,
Tabiki poker makinasına kafamı dikip tepeden bakardım.
Şimdi ise kafamı kaldırıp yukarı bulutlara doğru bakıyorum,
Helikoter gelse bi türlü gelmese bi türlü yani gelirse beni alıp evime, yuvama özlediği cocuklarımın ve dostlarımın yanına götürecek,
Gelmese,saat üçretim beş kron ise elli kron"dan alacam,

Capride ise jokeri beklemek farklı heyecan veriyordu, jokeri beklerdim bazende siyah 7 li maca yada 7 li sinek %100 kayip gelirdi bu sefer devlete giderdi,
Benim suratimda maca olurdu.
joker geldiğinde ise o kahrolası makina itfaiye ve polis arabalari gibi sinyal vermezdide,birazdan ucakta seyredeceğim rengareng doğa rengini verirdi, mesela güneş batarken veya doğarken okyanusun uzerinden ucakta dogayi izlemek gibi.
poker makinası joker geldiğinde bu muhteşem renkleri sacardı.bende hemen etrafıma dönerdim emin arkadaşım burdamı? diye gördümü nezir gördümü acaba? bak ben nasıl makineyi cıldırtıyorum, bende keyiften dötköşe olurdum.


keskiviikko 30. tammikuuta 2008

elfan-pınardere-mardin-finland


ev dare guza yi 200 sali siyavan cıqas henıke!

(hısenko)HÜSEYIN AKDAĞ elfanlı


burada güzelim alanyada gecen anılar
HÜSEYIN AKDAĞ dik kafalı, sivri zekalı,duygusal, bizler sınıfta kalma endişesinde iken hüseyin ikinci sınıftan dördüncü sınıfa atılar,yanlış anlamayın ne hüseyinin torpili nede başka özeliği vardı, sınıfın en calışkan olması haricinde,evet sonradan öğretmenler babasının kiracısı oldular, ama bunun torpile alakası yoktu,ona bakarsak köyün kuran kursu'da kiracıları idi ama zanediyorum en fazla hüseyin dayak yiyiyordu, MELLE MEHMUD'TAN. sanki melle değil mubarek cocuk ezraili idi,evet kursta melemehmudun öğrencisi olarak hic kimse doğru dürüst kuran okumayı devam etmedi,abartılı gelecek size ama şimdi bile arada otuz yıl gecmesine ramen,o öğrencilerden herhangi birisine rastladığımda,ya atayist olmuş yada tareksela,cok öğrencısını yakından tanıyorum şimdi burda isim vermek istemiyorum,zaten imamın adı bile gectiği zaman ödleri kopuyor,her an sopasını alır gelir korkusuyla,demek allah beni sevmiş babam beni göndermedi yanına,yoksa bende ezrailzede olmuş olurdum
bütün okul şaşırmıştı huseyinin sınıf atlayışına, şimdiye kadar sınıfta kalana şahid oldumda.sınıf atlayana hiç rastlamadım hüseyinden sonra.
'Önümde kalın bir almanca sözlüğü ve buna benzer kitaplar vardı fantasy resteurandın terasında hem güneşlenip hemde dil öğreniyordu vakit ise akşamüstü saat onaltı sıraları baktım kapının önüne parka sarı bir taxi yanaştı ban şaşkınlıkla bakıyorum patron toptancıdanmı geldi acaba? hemen gidip poşetleri alayım diye kalktım yanaştım taxiye baktım birisi indi önce mehmet ağabeyine benzettim sonra ali ağabeyine benzettim neyseki hafızam yerine geldi nihayet hüseyin olduğunu anladım.tam ondört ay olmüştü akraba arkadaşlardan hiç kimseyi görmemiştim sanki dünyalar benim oldu sevincten dilim dutuldu konuşamıyorum ama düşünüyorum.nasıl geldi?nasıl beni buldu?nerde kalacak? niye gelmiş. indi yavaş yavaş taxiye parasını verdi tokalaştık sarıldık,elfan'dan rahmetli babamdan adresimi almış ama dememiş alanya'ya nezir'in yanına gidecem zaten dese kimse bırakmaz, kalkıp gelmiş

yurekli, atılgan, calışan arkadaşımla 1989 kışını alanyada gecirdik. hs kışın lokantada calışırken en büyük hayali ve hedefi aşcı olmaktı.bunun icin cok caba harcıyordu ve o kadar övünerek öğrendiğini anlatırdı,aksam isten gelirken bugün pilav yapmasını öğrendim. bügün döner takmasını öğrendüm,her gün bı şey öğrendiğini akşam eve gelirken söylerdi. --bir gün eyer pilav yapmasını öğrenmişsen dedim, o zaman bize pilev yap, dedim,o gün pilavı tutmamiştı,hem dibi yapıışmıştı hemde sulu olmuştu,biz onun iddasına gülmüştük. hs ise cok üzülmüştü ve.
Bende almanca dil kursuna yazılmiştım hs nı ahcılığa gösterdiği cabayı ben almancaya gösteriyordum, sezon acıldığında -kardeşler resteuranta başladı hasanla beraber.fantazy"de ben dışardayım garsonum,--- hs ise ahcı olacaktı,seson acılışında abemin ortak olduğu lokantaya yeni kadro toplamakla görevlendirildim,mardine ve diyarbakıra bu iş icin gitmem gerekti, mersin ile alanya arasindaki o zamanlar korktugum. ama simdi fanisi, hastasi, oldugum yolu"n her ne kadar korkusu basti isede yinede gittim,
ve arkadaşlarımdan akrabalarımdan bi kac tanıdık sectim haber verdim, alanya'ya en gec mart ayında gelmelerini söyledim,bu habere sevinenler tabi hemen hazirliklarini yaptilar,aslinda hemen hemen hepsinin ailesi isteksizdi.cunku o kadar yasimiz genc ti ki bunlar nasil kendilerina bakacak veya nasil calisacaklar?hakli endiseleri ile tabi izin vermek o kadar kolay olmamisti.yinede hepsi izin almadan da olsa geleceklerinin sözunu verdiler.
ben döndüm hazırlık yapmaya ve Hs ile diyer personelleri beklemeye.hs eski işini bıraktı yanımıza başladı önce elektrikci Yılmaz,ve Barin geldiler sonra diyer arkadaşlar, kadro tamamlandı ve lokanta acıldı,ilk 2- 3 ayda hs muratlar,emen, ve baştaş ayrıldılar,ayrildiklari icin kizmistim uzun surede kizginligim devam etti neden ayrildiniz diye sormadimda.hüseyin iş deyiştirdi Cafe acmak icin yer kiraladı,yarıda bıraktı,ağabeyi Hasan nın boynuna bi miktar borc bıraktı sonra nebedil oldu,... yunanistan, icvec, danimarka,almanya,yı denedi demeki olmamişki, yıllar sonra Hs istanbulda laleli'de dünya ticaretmerkezi diyebileceğimiz semt'te beyaz ahcı önlüğü beyaz ahcı şapkası beyaz kömlegi, ve döner bıcağı elınde, döner ocağın önünde buldum,evet bu beyaz takım gercekten yakışmıştı,17 yil önce gözumun önunden nasil kayip olmus ise aynen öyle buldum.
Hs icin terziden özel dikilmişti bu takim belli, bulduğuma cok sevinmiştim. yarım saat sohbetten sonra artık hayal ettiyim,deyer verdiğim delikanlı gitmiş yerine bir başkası gelmiş,Hs artık ne bi tartışmayı taamül edebilıyor nede sıradan sohbeti taamül edebiliyor,yani bi an önce gitselerde rahat dönerimi keseyim gibi bir tavırla. cayımızı içtik vedalaştık,tabi ben hayal kırıklığına uğradım! ama belli etmemeye calışıyorum,beni yanina göturen yegenim celala, sankı askiden yada benden hic bir hatıra aklında kalmamış,karşısınde kendimi adeta bır yabancı buldum,halbuki bir gün ben elbiselerimi ütülerken beni kızdırdı,inanın güllerpınar mahalesinde elimde sıcak ütü sokak sokak kovaladım o kadar kızdırmıştıki yakalasaydım sırtına deydirirdi zaten şort ile kacıyordu üstünde kazak falan yoktu,uzun kovalamadan sonra geri geldim,biraz sonra o da geldi pişman hali ile,
Hs ye olan hasretım orda biti verdi! herhalde yaşadığını ayaklarınin üstünde olduğunu gördüm onun için duyduğum endişe'de bitiverdi.

HÜSEYIN AKDAĞ ile bi anımız
1989 turizim sesonu bitti son bahar alanya felaket sesiz ve sakin idi. üc dört maaşını alamamıştı benimde az bi miktar vardı icerde, alacağimizi alamiyorduk cünki yoktu. kısa bir süre önce patronumuz kocasını trafik kazasında kayıp etmişti sezonunda kötü gitmesi patronu zor duruma sokmuştu. bi gun geldi hüseyin
nezir! dedi
ne? dedim ya bizim patron kendine muzikseti almış u paramızı vermıyor ne yapalım?
ya daha yeni kocası vefat etmiş zaten derdi kendisine yeter,ödeyecek yoktur falan. ben teseli etmeye calıştım baktım durmuyor,başımıza bi dert acacak, gel dedim depodaki şaraplari yukari eve cikaralim üst kata paramizi verene kadar.ee nasil olacak?pekci ismaili kafaya aldik.gel bize yardim et bu saraplari yukari cikaralim. sonra patronu cagir deki huseyin iki arkadasi suzuki jeeple geldiler beni tahdit etiler. saraplari göturduler engel olamadim dersin.yok falan dedi neyseki ikna oldu,tamam dedi ile geldi bide bize yardım etti. depoda 50 koli kavaklidere kirmizi şarap,50 koli canakkale beyaz şarap vardı. bu kolileri 20 dakkada üst kata cıkardık,nasıl terlemişiz ama. HÜSEYIN ile binanın damına cıktık,karnımızın üstüne uzandık saadece aşağıyı görebilecek derecede, ve bekledik biz seyrediyoruz,bekci ismail patronu cağırmaya gitti panik ve korku içinde.evi zaten yakinda 50 metre ötede hemen baktım geldi. bekci ismail sanki korkutulmuş hali ile anlatiyor işte HÜSEYIN gelti şarapları götürdüler gittiler ben engel olamadim .
patron şaşkin vay deyyuslar nasıl yaparsınız bunu diyor? bir yandan bunlar nasıl yaptılar kafayı sağa sola sallıyor alacakları neydiki 100 koli şarabımı götürecekler derken.bi sigara iciyor bi etrafı gözetliyor etrafindan yardim arar gibi.hemen aklına mülk sahibi murat anılgan!? geldi. baktım git cağır dedi ismaile, muratı!tamam dedi efendim yukari dogru koştu bekci ismail.iki dakka gecmeden baktim murat anilgan da geldi. daha bunlar meseleyi anlatırken bi polis arabasi gecti..patron hoop!!hoppp poliss diye bağırdı polis benetton elbise mağazasının önünde durdu.murat ile patron yanaştilar polis arabasina.artık ne isim verdiler ise soygunmu.hırsızlıkmı. sarabimi calmişlar dedi polise.o an hemen karakola doğru polis arabasinin arkasinda kendi arabalarına bindiler ve hareket etiler.
ula HÜSEYIN simdi yandık!!
hade şimdi karakola koşalim polis bizi yakalamadan biz gidelim durumu anlatalım.eyer diyorum polis bizi yakalasa hırsız durumuna düşeriz ama biz gidersek.hırsızlık deyil de paramızın karşılığında aldığımızı söyleyecez polise.en azından hırsız damgasını yemeyiz diye düsündük.sahile indik yani polislere görünmeden patronumuz poliste iken yetişmemiz lazımki.onlar suc duyurusunda bulunacaklar.bu işlemlerden önce yatişmemiz lazim karakola.yoksa yandık ömür boyu sicilimizde hirsiz yazılır korkusu ile koştuk sahilden karakola doğru.
karakolun icine girdik baktik iki patron orda anlatıyorlar.bizi görünce, aah işte bunlar derin bir nefes aldı türkan hanım patronumuz, komserim tabiki hem polis hem komser hemde patron ve şahid bekci ismail şaşkın.
aralarından bi polis hemen bize yanaşti patronlara hava atacak ya.
niye lann?
hirsizlik yaptiniz?
ben gayet rahat gülerek hırsızlık yapmadık dedim.
polis ee şaraplar nerde?-lokantanın üst katında dedim
niye götürdünüz?
HÜSEYIN yanaştı paramızı vermiyork komserım dedi- komser patrona döndü doğrumu? evet dedi elimde yok ama iki hafta içinde ödeyecem.
şikayetcimisiniz?
hayir dedi patron.
tamam dedi komser bize döndü.alacakli olabilirsiniz ama yaptığınız doğru deyil! gidin şarapları geri yerine birakın.tama dedik. iki tane polis"de bizimle beraber geldi lokantaya şarapları geri getirdik depoya,bir şişe bile kırmadan biz şarapları taşırken HÜSEYIN de polisleri kafaya aliyordu.hemen ikisine birer viski doldurmuştu.

tiistai 29. tammikuuta 2008

SAFARI CIYA E DANDANE EFLEN

Yaserin qerecerb e de cekip panoromiyoda yayinladigim resime yaptigi yorum

yaser oral, 6 gün önce, söyledi:
BENCE HAYALINDE YASADIGI GECMISININ GERCEYIN ASLI OLAN BU DOGAYI SORGULUYOR YORGUNLUGUNU ATIYOR GOZLERINI DINLENDIRIYOR
 


tiistai 15. tammikuuta 2008

HOTEL ELEGANTE











Bu bakış gerisinde yanlışı aramayan,gecirdiğim zamana pişman olmadığım yere bakışımdır ,zahmetli ve sefaletin yaşandığı cocukluk ve cocukluğumun gectiği yere bakışımdır, bu aslında cileli gecirdiğim zamana hasret giderme, özlem giderme, bakışımdır. giderdiğim hasrete o kadar sevdalı bakışımdır. gecen yıları,ayları,haftaları,günleri,saatleri,saniyeleri sayma bakışımdır,orda bulunduğum anın hüzününü yaşama bakışımdır,bahara dağlara yeşile bağa bahceye bakışımdır