keskiviikko 30. tammikuuta 2008

elfan-pınardere-mardin-finland


ev dare guza yi 200 sali siyavan cıqas henıke!

(hısenko)HÜSEYIN AKDAĞ elfanlı


burada güzelim alanyada gecen anılar
HÜSEYIN AKDAĞ dik kafalı, sivri zekalı,duygusal, bizler sınıfta kalma endişesinde iken hüseyin ikinci sınıftan dördüncü sınıfa atılar,yanlış anlamayın ne hüseyinin torpili nede başka özeliği vardı, sınıfın en calışkan olması haricinde,evet sonradan öğretmenler babasının kiracısı oldular, ama bunun torpile alakası yoktu,ona bakarsak köyün kuran kursu'da kiracıları idi ama zanediyorum en fazla hüseyin dayak yiyiyordu, MELLE MEHMUD'TAN. sanki melle değil mubarek cocuk ezraili idi,evet kursta melemehmudun öğrencisi olarak hic kimse doğru dürüst kuran okumayı devam etmedi,abartılı gelecek size ama şimdi bile arada otuz yıl gecmesine ramen,o öğrencilerden herhangi birisine rastladığımda,ya atayist olmuş yada tareksela,cok öğrencısını yakından tanıyorum şimdi burda isim vermek istemiyorum,zaten imamın adı bile gectiği zaman ödleri kopuyor,her an sopasını alır gelir korkusuyla,demek allah beni sevmiş babam beni göndermedi yanına,yoksa bende ezrailzede olmuş olurdum
bütün okul şaşırmıştı huseyinin sınıf atlayışına, şimdiye kadar sınıfta kalana şahid oldumda.sınıf atlayana hiç rastlamadım hüseyinden sonra.
'Önümde kalın bir almanca sözlüğü ve buna benzer kitaplar vardı fantasy resteurandın terasında hem güneşlenip hemde dil öğreniyordu vakit ise akşamüstü saat onaltı sıraları baktım kapının önüne parka sarı bir taxi yanaştı ban şaşkınlıkla bakıyorum patron toptancıdanmı geldi acaba? hemen gidip poşetleri alayım diye kalktım yanaştım taxiye baktım birisi indi önce mehmet ağabeyine benzettim sonra ali ağabeyine benzettim neyseki hafızam yerine geldi nihayet hüseyin olduğunu anladım.tam ondört ay olmüştü akraba arkadaşlardan hiç kimseyi görmemiştim sanki dünyalar benim oldu sevincten dilim dutuldu konuşamıyorum ama düşünüyorum.nasıl geldi?nasıl beni buldu?nerde kalacak? niye gelmiş. indi yavaş yavaş taxiye parasını verdi tokalaştık sarıldık,elfan'dan rahmetli babamdan adresimi almış ama dememiş alanya'ya nezir'in yanına gidecem zaten dese kimse bırakmaz, kalkıp gelmiş

yurekli, atılgan, calışan arkadaşımla 1989 kışını alanyada gecirdik. hs kışın lokantada calışırken en büyük hayali ve hedefi aşcı olmaktı.bunun icin cok caba harcıyordu ve o kadar övünerek öğrendiğini anlatırdı,aksam isten gelirken bugün pilav yapmasını öğrendim. bügün döner takmasını öğrendüm,her gün bı şey öğrendiğini akşam eve gelirken söylerdi. --bir gün eyer pilav yapmasını öğrenmişsen dedim, o zaman bize pilev yap, dedim,o gün pilavı tutmamiştı,hem dibi yapıışmıştı hemde sulu olmuştu,biz onun iddasına gülmüştük. hs ise cok üzülmüştü ve.
Bende almanca dil kursuna yazılmiştım hs nı ahcılığa gösterdiği cabayı ben almancaya gösteriyordum, sezon acıldığında -kardeşler resteuranta başladı hasanla beraber.fantazy"de ben dışardayım garsonum,--- hs ise ahcı olacaktı,seson acılışında abemin ortak olduğu lokantaya yeni kadro toplamakla görevlendirildim,mardine ve diyarbakıra bu iş icin gitmem gerekti, mersin ile alanya arasindaki o zamanlar korktugum. ama simdi fanisi, hastasi, oldugum yolu"n her ne kadar korkusu basti isede yinede gittim,
ve arkadaşlarımdan akrabalarımdan bi kac tanıdık sectim haber verdim, alanya'ya en gec mart ayında gelmelerini söyledim,bu habere sevinenler tabi hemen hazirliklarini yaptilar,aslinda hemen hemen hepsinin ailesi isteksizdi.cunku o kadar yasimiz genc ti ki bunlar nasil kendilerina bakacak veya nasil calisacaklar?hakli endiseleri ile tabi izin vermek o kadar kolay olmamisti.yinede hepsi izin almadan da olsa geleceklerinin sözunu verdiler.
ben döndüm hazırlık yapmaya ve Hs ile diyer personelleri beklemeye.hs eski işini bıraktı yanımıza başladı önce elektrikci Yılmaz,ve Barin geldiler sonra diyer arkadaşlar, kadro tamamlandı ve lokanta acıldı,ilk 2- 3 ayda hs muratlar,emen, ve baştaş ayrıldılar,ayrildiklari icin kizmistim uzun surede kizginligim devam etti neden ayrildiniz diye sormadimda.hüseyin iş deyiştirdi Cafe acmak icin yer kiraladı,yarıda bıraktı,ağabeyi Hasan nın boynuna bi miktar borc bıraktı sonra nebedil oldu,... yunanistan, icvec, danimarka,almanya,yı denedi demeki olmamişki, yıllar sonra Hs istanbulda laleli'de dünya ticaretmerkezi diyebileceğimiz semt'te beyaz ahcı önlüğü beyaz ahcı şapkası beyaz kömlegi, ve döner bıcağı elınde, döner ocağın önünde buldum,evet bu beyaz takım gercekten yakışmıştı,17 yil önce gözumun önunden nasil kayip olmus ise aynen öyle buldum.
Hs icin terziden özel dikilmişti bu takim belli, bulduğuma cok sevinmiştim. yarım saat sohbetten sonra artık hayal ettiyim,deyer verdiğim delikanlı gitmiş yerine bir başkası gelmiş,Hs artık ne bi tartışmayı taamül edebilıyor nede sıradan sohbeti taamül edebiliyor,yani bi an önce gitselerde rahat dönerimi keseyim gibi bir tavırla. cayımızı içtik vedalaştık,tabi ben hayal kırıklığına uğradım! ama belli etmemeye calışıyorum,beni yanina göturen yegenim celala, sankı askiden yada benden hic bir hatıra aklında kalmamış,karşısınde kendimi adeta bır yabancı buldum,halbuki bir gün ben elbiselerimi ütülerken beni kızdırdı,inanın güllerpınar mahalesinde elimde sıcak ütü sokak sokak kovaladım o kadar kızdırmıştıki yakalasaydım sırtına deydirirdi zaten şort ile kacıyordu üstünde kazak falan yoktu,uzun kovalamadan sonra geri geldim,biraz sonra o da geldi pişman hali ile,
Hs ye olan hasretım orda biti verdi! herhalde yaşadığını ayaklarınin üstünde olduğunu gördüm onun için duyduğum endişe'de bitiverdi.

HÜSEYIN AKDAĞ ile bi anımız
1989 turizim sesonu bitti son bahar alanya felaket sesiz ve sakin idi. üc dört maaşını alamamıştı benimde az bi miktar vardı icerde, alacağimizi alamiyorduk cünki yoktu. kısa bir süre önce patronumuz kocasını trafik kazasında kayıp etmişti sezonunda kötü gitmesi patronu zor duruma sokmuştu. bi gun geldi hüseyin
nezir! dedi
ne? dedim ya bizim patron kendine muzikseti almış u paramızı vermıyor ne yapalım?
ya daha yeni kocası vefat etmiş zaten derdi kendisine yeter,ödeyecek yoktur falan. ben teseli etmeye calıştım baktım durmuyor,başımıza bi dert acacak, gel dedim depodaki şaraplari yukari eve cikaralim üst kata paramizi verene kadar.ee nasil olacak?pekci ismaili kafaya aldik.gel bize yardim et bu saraplari yukari cikaralim. sonra patronu cagir deki huseyin iki arkadasi suzuki jeeple geldiler beni tahdit etiler. saraplari göturduler engel olamadim dersin.yok falan dedi neyseki ikna oldu,tamam dedi ile geldi bide bize yardım etti. depoda 50 koli kavaklidere kirmizi şarap,50 koli canakkale beyaz şarap vardı. bu kolileri 20 dakkada üst kata cıkardık,nasıl terlemişiz ama. HÜSEYIN ile binanın damına cıktık,karnımızın üstüne uzandık saadece aşağıyı görebilecek derecede, ve bekledik biz seyrediyoruz,bekci ismail patronu cağırmaya gitti panik ve korku içinde.evi zaten yakinda 50 metre ötede hemen baktım geldi. bekci ismail sanki korkutulmuş hali ile anlatiyor işte HÜSEYIN gelti şarapları götürdüler gittiler ben engel olamadim .
patron şaşkin vay deyyuslar nasıl yaparsınız bunu diyor? bir yandan bunlar nasıl yaptılar kafayı sağa sola sallıyor alacakları neydiki 100 koli şarabımı götürecekler derken.bi sigara iciyor bi etrafı gözetliyor etrafindan yardim arar gibi.hemen aklına mülk sahibi murat anılgan!? geldi. baktım git cağır dedi ismaile, muratı!tamam dedi efendim yukari dogru koştu bekci ismail.iki dakka gecmeden baktim murat anilgan da geldi. daha bunlar meseleyi anlatırken bi polis arabasi gecti..patron hoop!!hoppp poliss diye bağırdı polis benetton elbise mağazasının önünde durdu.murat ile patron yanaştilar polis arabasina.artık ne isim verdiler ise soygunmu.hırsızlıkmı. sarabimi calmişlar dedi polise.o an hemen karakola doğru polis arabasinin arkasinda kendi arabalarına bindiler ve hareket etiler.
ula HÜSEYIN simdi yandık!!
hade şimdi karakola koşalim polis bizi yakalamadan biz gidelim durumu anlatalım.eyer diyorum polis bizi yakalasa hırsız durumuna düşeriz ama biz gidersek.hırsızlık deyil de paramızın karşılığında aldığımızı söyleyecez polise.en azından hırsız damgasını yemeyiz diye düsündük.sahile indik yani polislere görünmeden patronumuz poliste iken yetişmemiz lazımki.onlar suc duyurusunda bulunacaklar.bu işlemlerden önce yatişmemiz lazim karakola.yoksa yandık ömür boyu sicilimizde hirsiz yazılır korkusu ile koştuk sahilden karakola doğru.
karakolun icine girdik baktik iki patron orda anlatıyorlar.bizi görünce, aah işte bunlar derin bir nefes aldı türkan hanım patronumuz, komserim tabiki hem polis hem komser hemde patron ve şahid bekci ismail şaşkın.
aralarından bi polis hemen bize yanaşti patronlara hava atacak ya.
niye lann?
hirsizlik yaptiniz?
ben gayet rahat gülerek hırsızlık yapmadık dedim.
polis ee şaraplar nerde?-lokantanın üst katında dedim
niye götürdünüz?
HÜSEYIN yanaştı paramızı vermiyork komserım dedi- komser patrona döndü doğrumu? evet dedi elimde yok ama iki hafta içinde ödeyecem.
şikayetcimisiniz?
hayir dedi patron.
tamam dedi komser bize döndü.alacakli olabilirsiniz ama yaptığınız doğru deyil! gidin şarapları geri yerine birakın.tama dedik. iki tane polis"de bizimle beraber geldi lokantaya şarapları geri getirdik depoya,bir şişe bile kırmadan biz şarapları taşırken HÜSEYIN de polisleri kafaya aliyordu.hemen ikisine birer viski doldurmuştu.

tiistai 29. tammikuuta 2008

SAFARI CIYA E DANDANE EFLEN

Yaserin qerecerb e de cekip panoromiyoda yayinladigim resime yaptigi yorum

yaser oral, 6 gün önce, söyledi:
BENCE HAYALINDE YASADIGI GECMISININ GERCEYIN ASLI OLAN BU DOGAYI SORGULUYOR YORGUNLUGUNU ATIYOR GOZLERINI DINLENDIRIYOR
 


tiistai 15. tammikuuta 2008

HOTEL ELEGANTE











Bu bakış gerisinde yanlışı aramayan,gecirdiğim zamana pişman olmadığım yere bakışımdır ,zahmetli ve sefaletin yaşandığı cocukluk ve cocukluğumun gectiği yere bakışımdır, bu aslında cileli gecirdiğim zamana hasret giderme, özlem giderme, bakışımdır. giderdiğim hasrete o kadar sevdalı bakışımdır. gecen yıları,ayları,haftaları,günleri,saatleri,saniyeleri sayma bakışımdır,orda bulunduğum anın hüzününü yaşama bakışımdır,bahara dağlara yeşile bağa bahceye bakışımdır